Görümcem ve Sevgilisi - Sex Hikayesi


Kocam telefon ettiğinde banyoda duştaydım. Telefonun çalan zilini duyar duymaz duşun altından çıkıp, havluyu ıslak vücuduma sarıp acele koştum. Telefon alıcısını kulağıma aldığımda havluyla kurulanmaya çalışıyordum bir yandan da. Kocam, "Hayatım, Ankara'dan arıyorum!" dedi direkt olarak. Şaşırdım, "Ankara mı? Nasıl yani? Nerden çıktı şimdi bu? Daha önce bahsetmemiştin..." dedim. "Acil iş çıktı, şirketin bir sorunu vardı, koşuşturmaktan seni arayamadım bile, kusura bakma ne olur... Uçaktan yeni indik, hemen seni aradım!" dedi. Arka planda hava alanının bildik gürültüsü, anons sesleri yankılanıyordu.

Biz demesi dikkatimi çekti, "İndik derken? Kim var yanında? Şırfıntı sekreterinle mi gittin oraya yoksa?" dedim. "Aşkım, yine gereksiz kıskançlıklara başlama... Sana sonra anlatırım uzun uzun... Ben kapatıyorum. Semra'yı arayayım, bu gece sana gelsin, yalnız kalma!" dedi. Elimde ötüp duran telefona bakakaldım. Kan beynime hücum ediyordu. Kocam yanında o şırfıntı, seksi sekreteriyle beraber Ankara'daydı ve benim elimden bir şey gelmiyordu.

Holdeki boy aynasına ilişti gözüm. Uzun sarı saçlarım ıslak tenime yapışmış, su damlacıkları vücudumda yol bularak aşağılara doğru iniyordu. İri göğüslerim, incecik belim, kalçalarım, uzun bacaklarım... Bir haftalık rahatsızlıktan sonra bu akşam seks perhizini bozmanın, kocamla sevişme planlarımın heyecanıyla temizleyip pırıl pırıl yaptığım amım...

Aklım kocama gitti yine. Bir hafta o minik sikini bana sokamadı diye, yine o aptal sarışınla yatağa mı girdi yoksa bu adam? Gözümün önüne otel lobisinde oturan kocamla sekreteri geldi. Odaya beraber çıkmaları. Asansör. Ayrı oda mı tuttular? Geceyi aynı odada mı geçirecekler? Oda servisine şampanya siparişi verir mi? Bayılır böyle jestlere zampara herif! Para bok gibi tabi! 12 santimlik sikinin açığını böyle şeylerle kapatmayı sever.

Öfkeyle telefonu koltuğun üzerine fırlattım. Ne yapacaktım ben bu herifle? Ayrılmayı istedim, yapamadım. Bana sağladığı lüks, güzel yaşamı bırakamadım bir türlü. Ne yapabilirdim? İlk beni aldattığını öğrendiğimde öyle tartıştık ki. Boşanmak istediğimde, beni şirketin avukatları sayesinde dımdızlak ortada bırakmakla tehdit etti. Eski, parasız, zibidi günlerime geri mi dönecektim? Mecburen kalmak, herşeyi bile bile yutmak zorunda kaldım.

Artık karısı olmak bir görev, bir iş gibi geliyordu bana. Altına yatıyor, küçük sikiyle işini görmesini bekliyordum bacaklarım açık. Hırıltılarla boşalıp yana devrildiğinde, bana bakmasına aldırmadan klitorisimi okşaya okşaya kendimi tatmin ediyordum. Kocamın yanında, aşk yatağımızda ben kıvrıla kıvrıla orgazm olurken, o da utanmadan, sikini okşayarak beni izliyordu genelde.

Ben bunları düşünürken kapının zili çaldı. Havluyu göğsüme sarıp kapıya gittim. Semra gelmişti. Kocamın kız kardeşi, görümcem. 22 yaşındaydı. O da abisi gibi zamparanın tekiydi. Küçük yaşına rağmen kırmadığı fındık kalmamıştı orospunun. Kısacık boyuyla, seksi giyimi, kıvrımlı vücuduyla yanında hep başka başka erkeklerle görürdüm. Bir tanıştırdığı oğlanı, bir daha göremezdim. Aslında severdim görümcemi. Dert ortağımdı. Abisinin yaptıklarını yana yakıla anlatırdım, o da bana sevgililerinden yediği kazıkları anlatır, dertleşirdik.

İçeri aldım, o otururken ben de giyindim. Beraber çıktık, akşama kadar alışveriş yaptık, kafelerde oturduk, gezdik. Akşam yemeğimizi, dışarıda güzel bir restoranda yedikten sonra eve geldik. Soyunup dökündük, geceliklerimizi giyip benim yatak odasında, yatağın üzerinde oturup sohbet etmeye başladık. Yemekte aldığımız birer kadeh şarap kesmemişti, yenisini açtım, ellerimizde kadehlerimizle yatağa serilmiştik.

Son sevgilisini anlatıyordu yana yakıla. Benim aklım kocamın yediği haltlarda, yarım kulakla dinliyordum onu. Bir şey yüzünden kavga mı etmişler, küsmüşler mi, ağlaya ağlaya anlatıp duruyor, kadehleri arka arkaya deviriyordu üzüntüsünden. "Ne isterse verdim. Ne isterse yaptım. Beyimizin canı sevişmek istedi, gece demedim yanına gittim. Paraya sıkışmış, çıkarıp verdim. Ama ufacık bir şey için beni kırıyor, üzüyor, kavga ediyor Aylin! Ben ne yapayım bu adamla?" diye dert yanıyordu. Bu arada dördüncü kadehi doldurdu.

"Ayrıl sen de!" diye akıl verdim, "Sırtında yumurta küfesi yok ya? Bırak gitsin. Başkasını bulursun. Bu kadar üzülmene gerek yok ki!" dedim. "Ahhh, ahh! Ayrılamam ki yenge!" dedi. "Neden kızım, siktiri çek gitsin, bu kadar basit!" dedim. "Öyle deme, onsuz yapamam ben!" dedi. "Neden? Ne özelliği var bu zibidinin?" dedim. "Ah yenge, sorma! Anlattırma bana nelerinin olduğunu!" dedi. "Anlatsana kız, merak ettirdin beni şimdi!" dedim. "Yaaa, yatakta müthiş bu herif Aylin! Öyle bir sevişiyor ki, öyle bir doyuruyor ki! Bu kadar sevgili değiştirdim, bunun gibisini görmedim. Sırım gibi! Hele aletini görme! Nah bu kadar!" dedi, dirseğini kıvırmış, boylu boyunca gösteriyor, kalınlığını anlatırken bileğini işaret ediyordu.

Bir anda ilgimi çekmişti konu. Gözümde canlandırmaya çalıştım. Pørnølardaki Zenciler geldi gözümün önüne. Beyaz sarışınların amına, ağzına girip çıkan, almakta zorluk çektikleri kocaman, kara yarakları. Yutkundum, "Offf! Hadi yaa? Gerçekten mi?" diyebildim. "Sana yemin ederim. Akşam başlıyor, nerdeyse sabaha kadar bırakmıyor coştuğu zaman. Canımı çıkarıyor. Üç gün kendime gelemiyorum. Turşu gibi dolaşıyorum ortalıklarda. Ne önüm kalıyor, ne arkam. Darmadağın ediyor!" dedi. "Tamam tamam, anlatma! Vazgeçtim! Zaten dertli olduğumu, yaralı olduğumu biliyorsun, bir de bunları anlatıyorsun ballandıra ballandıra!" dedim.

"Ya, kusura bakma Aylincim. Senin yanında anlatıyorum bunları, ama çok dertliyim yaa! Kendi derdimden senin derdini unutmuşum. Abimin seni aç bıraktığını, doyuramadığını... Ne oldu, sana aldığım hediye iş görmüyor mu?" dedi. Bana aldığı Vibratörden bahsediyordu. Yine böyle içki alıp dertleştiğimiz bir akşam ona her şeyi anlatmıştım. Abisinin sikinin küçüklüğünü, doyuramadığını, çok seyrek seks yaptığımızı, onun da 5 dakikada bittiğini. Kızcağız üzülmüş, ertesi günü elinde bir paketle çıkıp gelmişti. Paketi merakla açtığımda içinden 25 santimlik, damarlı, kocaman bir titreşimli vibratör çıkmıştı. Kızarıp iade etmek isteyince de, paketi bırakıp gitmişti. O günden beri o vibratörle idare etmeye çalışıyordum.

"Vibratör iş görüyor, merak etme!" dedim gülümseyerek. Yalnız gecelerimde içimde titreşen koca aletin verdiği zevk geldi aklıma, uzandığım yerde gerindim. O kasıklarımdaki karıncalanma hissini duydum yine. Semra da başını eline dayamış, yattığı yerde beni izliyordu. O da gülerek, "Evet, görüyorum, seni iyi doyuruyor galiba?" dedi hınzırca. "Ama canlısının yerini tutmaz ki kızım! Sadece içime girip çıkıyor. Hani içime girerken beni ezecek erkek? Hani beri sarıp okşayacak kollar? Dilleyecek diller?" dedim sıkıntıyla.

"Doğru söylüyorsun. Gerçek erkeğin yerini tutar mı hiç? Hele benimkinin! Ahmet'im burada olsaydı şimdi... Sarsaydı, altında ezseydi beni... Amıma gömseydi o aletini..." dedi. Dudaklarını büzmüş, yine sevgilisi aklına gelmiş, gözünden pıtır pıtır yaş dökülmeye başlamıştı. Alkolün de verdiği etkiyle ağlıyordu baya. Dayanamadım, uzanıp sarıldım, teselli etmeye çalıştm. Başını kucağıma koydu, hem ağlıyor, hem bacaklarımı okşuyordu. Eline vurdum, "Yapma canım! Lezbiyenlik huyum yok biliyorsun!" dedim. Gözünün yaşıyla güldü, "Ah, bilsen neler kaçırıyorsun Aylin bu güzel vücudunla!" dedi. "Deli kız, bırak şimdi bunu. Daldan dala atlıyorsun. Gel şu Ahmet'i arayalım, çağır buraya, konuşalım, aranızdaki sorunu çözelim, ne dersin?" dedim.

"Gelmez ki! Telefonuma cevap bile vermiyor. Konuşmuyor benimle!" dedi. "Dur sen, ben arayayım. Numaramı bilmiyor, açmamazlık yapmaz!" dedim. "Arama şunu! Götü kalkacak! Bir sürü hakaret etti bana! Tamam, beni siksin diye ölüyorum ama, arayamam!" dedi. "Ver şu telefon numarasını, karışma gerisine!" dedim. Aradım. Tok bir erkek sesi. Kim olduğumu, neden aradığımı anlattım, gelirse diye evimin adresini verdim ve tarif ettim. Gelmeyeceğini, ısrar etmememi söyledi. Kapattı. Bizimki yine zırlamaya başladı, "Söylemiştim sana! İstemiyor beni artık!" diye. Bir şey diyemedim. Birer kadeh daha doldurdum. Yavaş yavaş içtik konuşmadan.

Artık gözlerim kapanmaya başlamıştı ki, kapının zili çaldı. Saate baktım, 24:00'ü geçmiş, bu saatte kim olabilir ki diye düşündüm. Biraz korku, biraz çekingenlikle kapıya gittim. Gözetleme deliğinden baktığımda, kapıda bir adamın durduğunu gördüm. Semra'nın anlattığı kadarıyla bu olsa olsa Ahmet olabilirdi, yani sevgilisi. Heyecanla kapıyı açtım. Telefondaki gibi tok, erkek sesiyle, "Merhaba!" dedi. "Merhaba?" dedim. "Ahmet ben, az önce konuştuk. Semra'yla ilgili. Gelmeyeceğimi söylemiştim ama, dayanamadım, çıkıp geldim!" dedi. Elimi uzattım, tokalaştık. "Memnun oldum. Ben de Aylin!" dedim. "Biliyorum, Semra çok bahsetti sizden!" dedi. "Gelsene içeriye Ahmet, kapıda durma öyle!" dedim.

Esmer, koyu tenli adamın mavi mavi boncuk gözleri, her an üzerime atlayacakmışcasına benim üstümde, içeriye girdi. Tuhafıma gitti bakışları. Neye bakıyor bu adam böyle derken, gözüm aynaya ilişti. Hay aksi! Gecelikle açmıştım kapıyı. Altımda bir külot vardı sadece. Meme uçlarımın siyahlığı, tanga külodum, mini gecelik eteğinin açıkta bıraktığı bacaklarım. Hepsi meydandaydı. İçeriye seslendim, "Semra, gelsene buraya!" diye. Çıktı geldi. O da benimle aynı durumda, geceliğiyle çıkıp gelivermişti öylesine. Ahmet'i görünce gözleri açıldı şaşkınlıktan. Soğuk bir tavırla, "Hoş geldin Ahmet!" dedi.

Ben hemen yatak odasına koşup üzerime bir sabahlık geçirdim, geldim. Salona girdiğimde onlar halen karşılıklı bakışıyorlardı. Bakışlarıyla anlaştılar herhalde, Semra bir adım atıp sımsıkı sarıldı oğlana. O da karşılık verdi. Ayakta birbirlerine sarıldılar, kaldılar. Semra'nın minyon yapısının yanında adam dev gibi görünüyordu. Aralarında nerden baksan 50 santim boy farkı vardı. Semra parmak uçlarında yükselerek uzandı, dudakları birleşti. Ahmet de beline sarılarak kendine yapıştırdı kızı, ayakta emişmeye başladılar.

Beni unutmuşlar, kendilerinden geçmişlerdi. Görüşmeyeli epey zaman olmuştu sanırım. Semra'nın göğüsleri adamın göğsünde eziliyor, adamın kocaman elleri belinde, kalçasında dolaşıyordu. Neden sonra ayrıldılar. Ben gülerek, "Madem bu kadar özlediniz, neden ayrı durdunuz bunca zaman?" dedim. Birbirlerine baktılar, elleri ayrılmamıştı. "Hadi oturun, size bir şeyler getireyim, konuşalım. Ne alırsın Ahmet?" dedim. "Siz bilirsiniz, ne varsa, fark etmez!" deyince büfede duran eski Viskiyi alıp birer kadeh doldurdum. Geniş koltuğa yan yana oturan sevgililere uzattım. Karşılarındaki tekli koltuğa geçip oturdum ben de. Onlar hem viskilerini yudumladılar, hem konuştular. Dakikalarca.

Ahmet konuşup tartışmanın hararetiyle Viskiyi çabuk çabuk içiyordu. İki, üç, dördüncü kadehi doldurduğumda, o da bizimle aynı ayara gelmişti. Semra yatakta içtiğimiz şarabın üzerine ikinci Viski kadehini yuvarlamış, sevgilisinin yanında mutluluktan yanakları, gözleri parlıyor, dili şakıyordu. Ahmet'in kolunun altına girmiş, kene gibi yapışmıştı çocuğa.

Arada ben de lafa karışıyor, neşelerine ortak oluyordum. Ahmet'i süzüyordum. Sarışın, yakışıklı, uzun boylu, dalyan gibi dedikleri türden bir şeydi. Sarı saçlarını uzatmış, yanık teniyle kızılderili gibi duruyordu. Kirli sakalı, tek kulağında parlayan küpesi, üzerindeki kaliteli gömlek, kot pantolonla harika görünüyordu.

Semra bir yandan konuşuyor, bir yandan oğlanın tepesine çıkacak gibi sarılıyor, sarmaşıyor, yanaklarını okşuyor, öpüyordu. Ahmet biraz sıkılgan, gözü bende, kulağı Semra'da, onun saldırılarına karşı durmaya çalışıyor gibiydi. En son Semra dudaklarına uzanınca, Ahmet, "Rahat dur kızım! Azmışsın sen iyice! Baksana, Aylin var!" dedi. Semra umursamadı bile, öpmeyi sürdürdü, "Yabancı değil o, halden anlar! Merak etme, seni nasıl özlediğimi, nasıl istediğimi o da biliyor!" dedi. Ahmet kurtulmaya çalışarak, "İyi de, bu kadar..." dedi. Bu sefer ben söze karıştım. Televizyonun kumandasını alarak bir film açtım, "Siz bana bakmayın çocuklar, rahatınıza bakın! Yabancı değilim ya, Film izliyorum ben!" dedim.

Avizenin kumandasını alıp ışığı da kıstım iyice. Avizenin loş ışığı ve televizyondan gelen ışık kalmıştı salonda. Ahmet ortamın rahatlığını görünce, Semra'nın sarılmalarına karşılık vermeye başlamıştı. Çekingenliği üzerinden atmış, dudaklarıyla kızın dudaklarını örtmüş, kürek gibi elleri vücudunun her tarafında dolaşıyordu. Parmakları mengene gibi kızın etini kıstırınca, Semra'dan, "Ayyy!” diye bir inleme duyuluyor, dudak şapırtıları filmden gelen sesleri bastırıyordu. Kendilerinden geçmiş gibiydiler. Şarap ve Viski aşırı rahatlatmıştı sevgilileri. Kendi dünyalarına dalmışlar, beni unutmuşlardı bile.

Ahmet'in koca ellerinin Semra'nın geceliğinin üstünden memelerini avuçladığını, nefes almak için dudaklarını araladıklarında birbirinin içine girip çıkan, okşayan dillerini gördüm loş ışıkta. Semra memeleri avuçlanınca yine inledi. Hamur gibi yoğuruluyordu diri memeleri. İnlememek mümkün mü o avuçların içinde. Sonra o eller aşağıya indi. Geceliğin eteğinin altından külodunu avuçladı...

Ne yapacağımı şaşırmıştım. Televizyona bakıyordum, ama hiçbir şey görmüyordum. Bütün duyargalarımla yan tarafta sevişenlere kilitlenmiştim. Yan gözle görebildiğim vücutların sarmaşmaları, kıpırdanışları, kısık inlemeler. İçimde, kasıklarımda ateşler yanmaya başladı. Amımdan sular geliyordu. Çaktırmamaya çalışarak elimi apış arama götürdüm. Amımın dudakları yanıyor, kaşınıyor, ıslanıyordu. Elimi, parmaklarımı bastırdım üstüne, sus der gibi. Ama ne mümkün. Parmaklarım kasıldı, am dudaklarımı sıktım parmaklarımın arasında. Korkunç zevk alıyordum. İstekle yanıyordum. Bacaklarımı sımsıkı kasıp bırakıyor, am dudaklarımı, klitorisimi eziyordum...

Artık televizyona bakma numarası bile yapamıyordum. Direkt onlara kilitlenmiştim. Sanki canlı pørnø izliyordum. Sadece üzerlerinde giysiler vardı. Ben olmasam içeride, çoktan onları sıyırıp birbirlerine dalmışlardı, eminim. Ben onlara bakarken, Ahmet'in gözlerinin bende olduğunu fark ettim birden. Bir yandan kucağındaki Semra'nın saçlarını kavramış, dudaklarını öpüyor, bir yandan beni izliyordu. Ne yapıyordu bu adam? Neden bana bakıyordu ki? Ama hoşuma gitmişti beni izlemesi. Elimin hareketlerini kesmedim, kendimi okşamaya devam ettim. Şimdi Ahmet'in bakışları üzerimdeyken onları izlemek daha çok tahrik etmişti beni...

Yavaşça sabahlığımı sıyırdım omuzlarımdan. Geceliğim meydana çıktı. Yakasını parmak uçlarımla araladım. Çıplak memelerim meydana çıktı. Uçları zevkle dikilmişler, sertleşmişlerdi. Koltukta kaykıldım iyice, uzun bacaklarımı araladım. Gözümü Ahmet'ten ayırmıyordum. O da benden. Yaptıklarımı izliyordu. Bir elimi meme ucuma götürürken, diğerini kasıklarıma, bacak arama götürdüm. İçkinin, seks isteğinin verdiği sıcaklık tüm damarlarımda dolaşıyordu. Amımın şiştiğini, kanla dolduğunu hissediyordum. Kendimi okşadım uzun uzun. Külodumun içine soktuğum parmaklarım sularımdan ıslanmıştı. Çıkardım, dudaklarıma götürdüm. Ahmet'e göstere göstere yaladım parmaklarımı, tek tek. Gözleri bana sabitlenmişti. Sanki kucağında yatan Semra'yı değil, beni sikmek üzereydi. Eli kızın külodunun içine dalmıştı. Amını kurcalayıp duruyor, parmaklarını sokuyordu içine...

Semra boğuk bir sesle, "Ohhh!" diye inledi ve "Aşkım yapma! Beni delirtiyorsun!" dedi. Onun da eli Ahmet'in önünü okşuyor, parmaklarının arasında ovalıyordu. Fermuarını açıp içeriye dalan parmaklar, içerde oynaşıp duruyor, Ahmet'in inlemesine sebep oluyordu.

Anlaşıldı ki, ben burada oldukça bunlar ilerleyemeyecek, öpüşmekle kalacaklardı. Gözlerim Ahmet'te, yerimden zorlukla doğruldum. Sabahlığı koltukta bırakmıştım. Onu ilk geldiğinde karşıladığım vaziyette, mini şeffaf geceliğimle, yüksek topuklu ev terlikleriyle ayakta durup onlara baktım. Şehvetten buğulanmış bir sesle, "Çocuklar, siz rahat edemiyorsunuz. Ben en iyisi gidip yatayım, siz de rahat rahat sevişin!" dedim. Semra başını çevirip baygın baygın bana baktı. Onun durumu da iyi değildi. "İyi olur valla Aylincim, benim dayanacak halim kalmadı. Ah benim anlayışlı yengecim!" dedi. "Abine söylemek yok tabi bunu yaptığımı. İyi geceler size. Uyuyabilirseniz tabi..." dedim gülmeye çalışarak.

Aslında hiç gülecek halim yoktu. Gözüm Ahmet'in bacak arasında fermuarı açık kotunun önünü şişiren kabarıklıktaydı. Ne vardı bunun içinde? Nasıl bir şey vardı ki, Semracık onun hasretiyle yanıp tutuşuyor, yokluğundan karalar bağlıyordu? Mutlaka görmeliydim o şeyi. Çıkmak için arkamı dönerken Ahmet'e baktım tekrar. Gözleriyle bir şey işaret ediyordu sanki. Salondan çıktım. Daha doğrusu çıkar gibi yaptım. Yatak odasının kapısını sesli bir şekilde kapatıp açtım, içeri girmeden tekrar salonun kapısına çöreklendim...

Tam tahmin ettiğim gibiydi. Semra büyük bir açlıkla koltuğun üzerine yatırdığı sevgilisinin üstüne tırmanmış, Koala gibi sarmalamıştı. Ahmet yattığı yerden kendini ona bırakmıştı. Semra erkeğinin üstünde doğruldu, geceliğini telaşla çıkarıp fırlattı. İçinde sütyen olmadığından bir anda sadece külotla kalıvermişti. Memeleri 22 yaşının verdiği dirilikle dimdik karşıyı gösteriyordu. Ellerini Ahmet'in göğsüne dayayıp, külotlu amını kotun önündeki kabarıklığa sürtmeye başladı. Çılgın gibi sürtünüyordu. Telaşlı hareketlerle kalktı, külodunu da çıkardı. Ayakta çırılçıplak duruyordu. Loş ışıkta genç bedeni harika görünüyordu. Eğildi, Ahmet'in üstündeki gömleği çıkardı. Pantolonun kemerini açıp titreyen parmaklarla pantolonu içindeki baksırla beraber sıyırdı yavaş yavaş...

Gözlerimi dört açmış bekliyordum. Fazla beklemedim. Semra'nın yana yakıla anlatıp durduğu haşmetli sik dimdik ortaya çıkmıştı. Upuzun görünüyordu gözüme. Kocamın ufaklıktan sonra gözüme canavar gibi görünmüştü Ahmet'in koca siki. Offf... Amım sulanıyordu yine. Parmaklarımı daldırıp manzarayı seyretmeye devam ettim. Semra çırılçıplak soyduğu erkeğinin üstüne çıktı yine. Havaya dikili duran sikin üstüne çöktü yavaş yavaş. Semra adamın dev gövdesi ve koca siki üzerinde öyle narin, minicik görünüyordu ki, o koca siki alıp alamayacağını merak ettim bir an. Sonra, alabiliyor ki, sevişip duruyorlar dedim kendi kendime.

Semra eğildi, sikin kafasını tutup amına dayadı. Yavaş yavaş inmeye başladı. Dudaklarını ısırıyordu. Ahmet aşağıdan belini tuttu, o da bastırarak yardımcı olmaya çalışıyordu. Yavaş yavaş indirdiği kalçaları sikin dibine vardığında derin bir, "Ohhhhh!" çekti Semra. Durdu, fısıltıyla, "Yavaş aşkım! Bekle biraz... Alışsın!" dedi. Ahmet'in umursadığı yoktu. Ellerini başının altında kenetlemiş, sevgilisinin yaptıklarını izliyordu. Semra'nın gözleri kapalı, içindeki sikin büyüklüğünü hazmetmeye çalışıyor, yavaş yavaş kalçalarını oynatıyordu. Ahmet başını yana çevirdi, sanki benim orada olduğumu biliyordu...
Devamı Yarın

Yorum Gönder

0 Yorumlar