18 Yıllık Sessizliğin Ardından / After 18 Years of Silence

🇹🇷 HİKÂYENİN TÜRKÇE VERSİYONU
İsmim Nurhan, 36 yaşındayım ve 18 senedir evliyim. Almanya'da (Stuttgart'ta) yaşıyorum. 18 sene öncesi Türkiye'de fakir bir ailenin kızı iken kocam ve ailesi beni istetti. Ailemle zor şartlarda geçinip gittiğimizden, ben de evet dedim. Kocam, kendine ait işyeri olan, maddi durumu yerinde, ama inanın çok odun bir insan. Yani odun demekle, ormandaki ağaçlara hakaret bile etmiş olurum. Kendisi çok yobaz, ama kültürlü seviyeli görünmeye çalışır ve sürekli pot kırar. Kocamın bu haline tam 18 senedir tahammül ediyorum, malesef etmek de zorundayım. En azından çocuklarım için.

Yatak odamıza gelince, inanın anlatmak bile zevk vermiyor. Gerdek gecemiz bile soyunmamızla birlikte 10 dakika sürdü. Kızlıktan kadınlığa nasıl geçtiğimi anlamadım bile. Okşamak, öpmek veya sevmek, kocam olacak odunun tamamen yadırgadığı kelimeler. Yatakta kendi işi bitince sırtını dönüp yatan bir insan. Ne görünümüne bakar, ne de (en nefret ettiğim şey) dişlerinin temizliğine bakar. Haftada bir kez anca dişlerini fırçalar. Evliliğim böyle geçip giderken, garibanlığın verdiği bilinçsizlik sayesinde, (ta ki o güne kadar) bir başka erkeğin cinsel organını bırakın gerçekte, resimde bile görmedim. Kaderime boyun büküp öyle yaşarken, hep bütün kadınların kaderinin böyle benim gibi olduğunu sanırdım.

Bir gün bayan arkadaşlarla güne katıldım. İçlerinden bir tanesi, adı Gül, çok sevdiğim ve ailecek gidip geldiğimiz bir kadın, "Yarın bize gel de oturalım, sen neden böyle üzgün ve içine kapalısın, bana anlat!" dedi. Ben de olur dedim. Bir gün sonra onlara uğradım. Çay kahve, pasta börek derken, "Bak canım senin neyin var? Neden üzgünsün? Bugün anlatmadan seni evden çıkarmaycam!" dedi. Ben de başladım anlatmaya. Gül'ün ağzı açık kaldı. İnanamadı. "Sen o kadar güzel bir kadınsın (Kendim 1.70 boyunda, sarışın, 62 kiloda, çok da bakımlı bir kadınım), kocan olacak o salak seni yatakta da mı mutlu etmiyor?" deyince, ilk başta utandım, ama sonra ısrarı üzerine anlatınca, kadın ikinci kez şok oldu. Utanarak, "Senin yatak odan da aynı geçmiyor mu?" diye Gül'e sorduğumda, şok geçirme sırası bana gelmişti. Kadın anlatırken yıllarımın boşa geçtiğini bir kez daha anladım. İnanın öyle ballandıra ballandıra, 'Şeyi kalın, şu kadar yapar' falan demedi. Sadece, "Kocam bana hiç kıyamaz, kollarına alır, öper koklar. Uyurken bile arkamdan sarılır, göğüslerimi eline alıp uyur!" demesi bile bana yetmişti. İçimden derin bir Offf çekerek evin yoluna düştüm, kaderime üzülerek. Aradan günler geçtikçe isyanım daha da çoğalıyordu.

O gün Gül'ün evinden çıktığımda aklımda söylediklerinden çok, yıllardır hiç düşünmediğim şeyler vardı. İnsan bazen yaşadığı hayatı sorgulamadığı için onun eksik olduğunu da fark etmiyor. Ben de on sekiz yıldır evliliğin böyle bir şey olduğunu sanmıştım. Bir kadın kocasının yanında kendini değerli, güzel ve istenmiş hissedebilir miydi? O gün ilk defa bunun mümkün olduğunu düşündüm.

Eve giderken içimde garip bir boşluk vardı. Gül'ün anlattıkları beni kıskandırmamıştı aslında; daha çok, yıllardır neden hiç böyle bir şey yaşamadığımı düşündürmüştü. Eve girdiğimde her şey yine aynıydı. Çocuklarım, evim, alıştığım hayat... Ama sanki ben aynı Nurhan değildim artık. Bir kere insanın aklına böyle bir soru düştü mü, onu bir daha susturmak kolay olmuyordu.

Kocamın işyerinde çalışırken, kocam aradı, "3-4 günlüğüne Türkiye'ye gitmem gerekiyor, sen işçilere ve işyerimize göz kulak ol!" dedi ve kapattı odun. Ben büroda çalışırken, akşama doğru, "Naber lan ibne?" diyerek aniden içeriye Ümit girdi. Ama beni görür görmez çok utandı ve özür diledi. Ümit Gül'ün kocası ve aynı zamanda benim kocamın samimi arkadaşı idi. "Sorun değil Ümit, özür dilemene gerek yok, ama senin ibne Türkiye'ye gitti!" dedim ve kahkahayı bastım. "Ya inan kusura bakma Nurhancığım, kocanla biz aramızda böyle şakalaşırız hep, tekrar özür dilerim! Eh madem kocan yok, ben gideyim ohalde!" dedi ve çıkıyordu. "Ne o bizi adamdan saymıyormusun? Gel hele bir kahvemizi iç de öyle git!" dedim. O da utanarak, "Peki!" dedi ve karşıma oturdu.

Ümitle bunca yıldır komşu olmamıza rağmen ilk defa sohbet ediyorduk. Kahvelerimizi içerken konuşmamız esnasında fark ettim ki, Ümit kocamın tam tersi bir insanmış. Karizmatik, yakışıklı ve çok sempatikmiş. Kahve için teşekkür etti, kalkıyordu, "Bekle beraber çıkalım, benim de büroda işim bitti!" dedim, beraber çıktık. İşyerimiz evimize biraz uzak olduğu için arabama bindim, ama bir türlü çalışmadı. İyi ki Ümit henüz gitmemişti, "Bir dakika Nurhan, ben bir bakayım!" dedi. Ama maalesef o da çalıştıramadı. "Nurhan ben bir Araç çekme servisi çağırayım, onlar senin arabayı tamirhaneye çekerler, ben de seni eve bırakırım!" dedi. Hava soğuk olmasına rağmen beni çekici gelene kadar yalnız bırakmadı. Nihayet çekici geldi, arabayı yükledi ve biz de Ümitin arabası ile yola koyulduk. Evin önüne geldiğimizde, kapıda benim çocuklar, "Anne biz arkadaşın evine oradan da bir Doğumgünü partisi var oaraya gideceğiz, geç geliriz, bizi merak etme!" dediler. Ümit tam gidecekken ben ısrar ettim, "Bir çay bari iç, soğuktan donduk, Gül'ü de ararız, o da gelir!" dedim.

O güne kadar Ümit'i sadece Gül'ün kocası ve kocamın arkadaşı olarak görmüştüm. Yıllardır aynı çevrede bulunmamıza rağmen onunla doğru dürüst konuşmamıştık. O gün ilk defa gerçekten sohbet edince, insanın birini yıllarca tanıdığını sanıp aslında hiç tanımamış olabileceğini fark ettim. Ümit bana farklı davranmıyordu belki, ama benim için farklı olan bir şey vardı: Beni gerçekten dinliyordu. Söylediklerime cevap veriyor, gözlerimin içine bakıyor, konuşurken yüzünde samimi bir ifade oluyordu. Çok basit şeylerdi bunlar. Fakat ben o kadar uzun zamandır bunlardan mahrum kalmıştım ki, sıradan bir ilgi bile içimde yıllardır kapalı duran bir kapıyı aralamış gibiydi.

İçeri girdik. Ümit karısını aradı ama ulaşamadı, "Gül'e ulaşamıyorum, ben kaçayım istersen..." dedi. Ben de, "Yok valla, bir çayımı içmeden göndermem, Gül belki aradığını görür ve o seni arar! Sen Lavaboya git elini falan yıka, ben de çay koyayım!" dedim, mutfağa geçtim. Çay demledim, masaya getirdim, sıcak sıcak çaylarımızı içerken sohbete başladık. Havadan sudan konuşurken, neden bilmiyorum ama tesadüfen Ümitin önüne baktığımda pantolonunun önü öyle bir kabarmıştı ki, bir an birhoş oldum. O kadar etkilenmiştim ki, birden benim de bacak aram islanır gibi oldu. Ümit 3 bardak çay içtikten sonra kalktı, ben de onu kapıdan geçirmeye kalktım. Kapıda tokalaştık, "Çok teşekkür ederim Ümit!" dedim, o sırada Ümit elimi bırakmadan beni yanaktan öpüp, "Ne demek Nurhancığım, seve seve!" dedi. Bir arkadaşı ile öpüşürcesine öpmüştü yanağımdan, ama bunu beklemediğimden şaşırmıştım. Kendisi de anladı ve hemen özür diledi, "Bir anlık refleksti inan, çok özür dilerim!" dedi.

O an öyle tatlı idi ki, "Olsun, özür dilemene gerek yok, bir de öbür yanaktan öpersen kızmam!" kelimeleri ağzımdan kendiliğinden döküldü. O an kalbimin neden bu kadar hızlı attığını anlamıyordum. Ümit'e karşı hissettiğim şeyin adı neydi, onu bile bilmiyordum. Belki sadece uzun zamandır görmediğim bir ilginin verdiği şaşkınlıktı. Belki de yıllardır içimde biriktirdiğim özlemdi. Bildiğim tek şey, ilk defa bir erkeğin yanında kendimi kadın gibi hissettiğimdi.

Bir tarafım "Dur, sen evli bir kadınsın" diye bağırıyordu. Diğer tarafım ise on sekiz yıldır susturduğum bütün duygularımı hatırlatıyordu bana. O birkaç saniyede çocuklarımı, kocamı, evliliğimi ve yıllardır kendimden vazgeçişimi düşündüm. Sonra Ümit'in gözlerine baktım. Kaçmak için hâlâ zamanım vardı. Ama içimde bir ses, hayatımda ilk defa kendim için bir şey yapmam gerektiğini söylüyordu...

Ümit beni birde öbür yanaktan öptü, ama bu seferki çok daha değişikti, sanki dili de değmişti. O an göz göze geldik ve Ümit, "Şimdi sen de beni iki yanaktan öp, ödeşelim!" dedi hınzırca. Ben de onu yanağının birinden öptüm, öbür yanağını da öperken, dudağını dudağıma getirdi ve tam dudaktan ben onu öpünce, birden bana sarılıp dilini dudaklarımdan içeri soktu. Hemen dış kapıyı kapatıp, koridorda ayak üstü dakikalarca öpüştük. Aman tanrım, bu ne öpme! Sanki öpmüyor diliyle ağzımı sikiyordu. Bir yandan da iki eli ile kalçalarımı sıkıp, vücudumun her tarafını okşuyordu. Üzerimde pek kısa olmasa da eteğim olduğu için, elini hemen eteğimin altına attı ve külotumdan içeri elini sokmaya başladı. İşte o anda bende Film kopmuştu. O an benimle istediğini yapabilirdi. Önüme diz çöküp eteğimi yukarı kaldırdı ve külotumu indirip bacak aramı öpüp koklamaya başladı. Dili ile amımın üstünden yalarken beni öyle bir titreme tuttu ki, hayatımda yaşamamıştım böyle bir şey.

Ümit bu alanda çok tecrübeliydi. Elimden tuttuğu gibi beni yatak odasına götürdü. Ben ise sanki şeker görmüş bir çocuk gibi peşinden gidiyordum. Yatak odasında önce kendi soyundu külotuna kadar, sonra beni komple soydu. Beni sırtüstü yatağa yatırdı, ben sikecek diye bacaklarımı ayırıp beklerken, o yine kafasını bacak arama soktu. Belki yarım saat amımı, bacaklarımı ve göğüslerimi yaladı, öptü ve kokladı. Bazen kalçamın arasına dilini sokup götümün deliğini bile yaladı. Kaç kez titreyerek orgazm oldum boşaldım, bacak aram sulandı, inanın aklımda bile kalmadı. Kocam olacak odun, beni hiç mi hiç yalamaz, aksine ağzıma zorla sikini sokardı, ben de iğrenirdim...

Ama böyle bir erkeğin yarağı yalanmazmıydı. Şimdi de ben ona ziyafet çekmeliydim. Ümiti sırtüstü yatırıp, külodunu çıkarmamla birlikte devasal bir yarak dışarı fırladı. Çok manyak kalın ve aynı zamanda uzun bir yaraktı bu. Ben sade kocamınki büyük sanarken (başka yarak görmediğim için) bu nerdeyse iki kat büyük ve kalındı. Yarağın kafasını ağzıma almakta zorlanıyordum, ama mecburdum onu yalamaya, istiyordum yalamayı. Ben Ümitin yarağını yalarken, o da beni çevirip amımı yalamaya başladı. Helal olsun valla, ne bitmez iştah, bu ne erkeklik diye düşünürken, "Gel canım, artık beni içine misafir kabul etmenin sırası geldi!" dedi güldü. "Ümit ne olur canımı yakma, 18 senedir ben bunun yarısı kadar yarak yedim, dikkat et!" dedim. Ümit güldü, "Biliyorum aşkım, kocanınkini yüzmede görmüştüm, senin yediğin yarak sayılmaz, ben sana hakiki yarağın tadını gösterecem, ama korkma, kendini bana bırak!" dedi.

Beni altına aldı, bacaklarımı ayırdı ve başladı boynumu boğazımı yalayıp öpmeye. Dudaklarını ve dilini çok güzel kullanıyordu. Bir yandan da yarağının kafasını amımın dudakları arasında gezdirmeye başladı. Ben zevkten heyecandan çıldırmak üzere idim. Yarağını her ileri geri sürtmesinde biraz daha derine sokuyordu. Ve en sonunda yarağını amıma soktu. Ama ne yarakmış bu, amımın içini tümden doldurdu resmen. Korkuyordum, ama alabildim hepsini diye de seviniyordum ki, Ümit bir daha yüklendi. Meğer az önce sadece yarısını sokmuş. Taşaklarını amımın dudaklarında hissedince gözlerim faltaşı gibi açıldı. Bacaklarımı sırtına dolayarak, resmen bağladım Ümiti, ileri geri yapmasın diye. Amım o kalın yarağa alışınca bacaklarım kendiliğinden çözüldü ve Ümit başladı ileri geri yapmaya. Kurban olduğum Tanrım ne yarak vermiş, bir saate yakın, evire çevire sikti ve resmen şelale gibi boşalttı beni. 18 senedir yarak yedim diye bildiğim şeyi boşuna yemişim.

Sonunda gözümün içine bakarak, "Aşkım korunuyormusun?" diye sorması öyle sevimli idi ki, korunmasam bile "Korunuyorum!" dedirtecek tarzdan. O koca yarağını dibime kadar soktu, ileri geri yapmadan sadece gözlerime bakıp öyle bir tazyikle aktı ki içime, o akarken ben bir daha boşaldım...

Amımdan çıkardığında bir baktım ki, yarağı halen inmemiş. Yarağını sıvazlayarak beni tekrar öpüşüp okşamaya başlayınca, bir daha sikmek istediğini anladım ve "Ümit öldüm ben, bugünlük yeter, başka zaman yapalım, bundan sonra ne zaman istersen bu am senin!" dedim. Yanıma yattı, bana sarılıp okşamaya devam etti. Az önceki orgazmın verdiği tatlı yorgunlukla bir ara ben dalmışım. Gözlerim açtığımda, halen beni okşuyor ve kokluyor, kalçamın arasına yine o koca yarağını sürtüp duruyordu. "Ümit kurban olurum ne olur, amım böylesine sikilmeye alışkın değil, öldürme beni!" dedim. Ümit hınzırca güldü ve "Tamam, beni bir de arka kapından ağırla!" dedi. Ben tam, "Anlayamadım?" derken, götümün deliğine o koca yarağını dayadı. Götümden sikmek istiyordu. Korkudan kaçmaya çalıştım, ama nafile. Ümit güçlü kollarıyla bana sımsıkı sarılmış ve "Hadi aşkım, kırma beni! Canımsın, aşkımsın!" diye çocuk gibi yalvarıyordu...

Ümiti nasıl kırabilirdim ki? 18 senelik evliliğimden sonra bana ilk defa orgazm yaşatan aşkıma arka kapım kurban olsun dedim ve döndüm, "Bak aşkım ilk defa sen gireceksin oraya, zaten amıma zor aldım, ne gerekiyorsa yap ama acıtma!" dedim. "Tamam aşkım, sen bana krem gibi birşey ver, ama kaygan olsun!" dedi. Çekmecede Bebe Yağı vardı, verdim ve başladı yarağına ve götüme sürmeye. Biryandan da bana talimat veriyordu, "Bak ani hareketler yapma, kendini tamamen bana bırak. Acıdığı zaman söyle, ama sıkma kendini!" dedi. Yağladıktan sonra beni yüzüstü yatırdı, altıma yastık koydu ve ensemi öperek yavaşça yarağını göt deliğime dayadı...

Yarağının kafası biraz girerken ölecem sandım, ama vazgeçmeyecektim, kendime söz vermiştim, götümü Ümite vermeyip kime verecektim ki? Yarağının kafası girdi ama götüm de yırtılıyor sandım. Biraz hareketsiz bekleyip, ensemi öpüp ısıra ısıra kalanını da soktu. Sanki ta mideme kadar girmiş gibiydi. Aradan biraz zaman geçince, duyduğum acı sanki gitti, veya götümün deliği uyuştu. Ümit hızlanarak götümde gidip gelmeye başlayınca resmen zevk almaya başladım. Götten sikilmek amdan sikilmekten farklı bir güzel gelmişti bana. Ümit 15 dakika anca dayanabildi ve "Çok dar götün var aşkım, dayanamıyorum gelecem!" dedi. Bu arada ben de bittim ama. Sanki götüme bahçe hortumu girmiş gibi, sıcak döllerini tazyikle fışkıratarak boşaldı götüme ve üzerime yığılıp kaldı. Yarağı götümden 5-6 dakika sonra yavaş yavaş kendiliğinden çıkarken, ben zevkten kendimden geçmiştim.

Bir süre birbirimize sarılıp uzandık. Herşey o kadar güzeldi ki, rüyadaydım sanki ve zamanın nasıl geçtiğini anlayamadım. Aşağıdan sesler geliyordu, çocuklar gelmişti. Hemen kalktım yatakodasının kapısını kilitledim. Duşun yatakodasında olmasından dolayı ikimiz de duşa girdik, yıkandık. Duştan sonra ben çocukların yanına çıktım, fakat Ümit çocuklar uyuyana kadar odadan çıkamadı. Ümiti uğurlarken kapıda beni öptü ve "Beni artık bundan mahrum bırakma!" diyerek bacak arama elini attı ve amımı avuçladı. Ben de, "O artık senin, istediğin zaman, istediğin yerde ve istediğin şekilde aşkım!" deyip uğurladım.

O gece yalnız kaldığımda uzun süre uyuyamadım. Yaşadıklarımı düşündükçe hem utanıyor hem de yıllardır ilk defa kendimi gerçekten canlı hissediyordum. Kendi kendime defalarca "Ben ne yaptım?" diye sordum. Ama bunun yanında başka bir soru daha vardı: "Ben neden bunu daha önce hiç yaşamadım?"

Belki yaptığım şey doğru değildi, belki hayatım bundan sonra eskisi gibi olmayacaktı. Bunu bilmiyordum. Ama bir şeyi artık çok iyi biliyordum: On sekiz yıl boyunca kendimi yalnızca bir eş ve anne olarak görmüş, kadın olduğumu unutmuştum. Ümit bana sadece başka bir erkeğin ilgisini göstermemişti; yıllardır içimde unuttuğum bir tarafımı da yeniden hatırlatmıştı.
🇬🇧 READ THE STORY IN ENGLISH
My name is Nurhan. I'm 36 years old, and I've been married for 18 years. I live in Stuttgart, Germany. Eighteen years ago, I was the daughter of a poor family in Turkey when my husband and his family came to ask for my hand in marriage. Since my family and I were struggling to get by, I said yes. My husband has his own business and is financially well-off, but believe me, he's such a complete blockhead. And by calling him a blockhead, I'd practically be insulting the trees in the forest. He's extremely narrow-minded, but always tries to come across as cultured and sophisticated, and he constantly puts his foot in his mouth. I've put up with him for 18 years, and unfortunately, I've had to. At least for the sake of my children.

As for our bedroom life, believe me, it's not even pleasant to talk about. Even our wedding night was over within ten minutes of taking our clothes off. I didn't even realize how I'd gone from being a girl to being a woman. Affection, kissing, touching... those were completely foreign concepts to the blockhead I married. Once he'd finished his business in bed, he'd simply turn his back and go to sleep. He doesn't care about his appearance, and worst of all, he doesn't even care about keeping his teeth clean. He brushes his teeth maybe once a week. As my marriage went on like this, I was so sheltered and unaware because of the poor life I'd grown up in that, until that day, I hadn't even seen another man's private parts, not even in a picture. I'd simply accepted my fate and lived that way, always assuming that every woman's life was probably like mine.

One day I went to a women's get-together with some friends. One of them, Gül, was a woman I really loved and whose family we often spent time with. She said, "Come over tomorrow and let's sit and talk. Why are you so unhappy and withdrawn? Tell me what's going on!" I agreed. The next day I went over to their place. After tea, coffee, cakes and pastries, she said, "Come on, sweetheart, what's wrong with you? Why are you so unhappy? I'm not letting you leave this house today until you tell me!" So I started telling her everything. Gül was absolutely stunned. She couldn't believe it. "You're such a beautiful woman"—I'm 1.70 meters tall, blonde, 62 kilos, and I take very good care of myself—"and that idiot you married doesn't even make you happy in bed?" At first I was embarrassed, but after she kept asking, I finally told her everything, and she was shocked all over again. Embarrassed, I asked, "Is your bedroom life really that different?" The look on her face told me I was about to get my own shock. As she talked, I realized once again how many years I'd wasted. Believe me, she didn't go on and on about how big her husband's dick was or anything like that. Just hearing her say, "My husband can't bear to be rough with me. He holds me in his arms, kisses me, smells me. Even when we're sleeping, he wraps his arms around me and holds my breasts in his hands," was enough for me. I let out a deep sigh and headed home, feeling sorry for myself. As the days went by, my frustration only grew.

When I left Gül's house that day, I couldn't stop thinking about things I'd never really questioned before. Sometimes you don't even realize that something is missing from your life because you've never stopped to question the life you're living. For eighteen years, I'd simply assumed that this was what marriage was supposed to be like. Could a woman actually feel valued, beautiful, and desired beside her husband? For the first time, I wondered if that was possible.

On the way home, I felt this strange emptiness inside me. It wasn't really jealousy over what Gül had told me. More than anything, I kept wondering why I'd never experienced anything like that in all these years. When I walked through the door, everything was exactly as it had always been. My children, my home, the life I'd gotten used to... But somehow, I didn't feel like the same Nurhan anymore. Once a question like that gets into your head, it's not easy to silence it again.

While I was working at my husband's business, he called me and said, "I have to go to Turkey for 3 or 4 days. Keep an eye on the workers and the business!" Then he hung up, the blockhead. I was working in the office when, toward the evening, Ümit suddenly walked in saying, "What's up, faggot?" But the moment he saw me, he got embarrassed and apologized. Ümit was Gül's husband and also a close friend of my husband. "It's fine, Ümit. You don't need to apologize. But your faggot friend went to Turkey!" I joked, bursting out laughing. "I'm really sorry, Nurhan. Your husband and I always joke around like that. Sorry again! Well, since your husband isn't here, I'd better get going!" he said, turning to leave. "What, you don't count us as people? At least come have a coffee before you go!" I said. He shyly agreed and sat down across from me.

Even though Ümit and I had been neighbors for all these years, it was the first time we'd actually sat down and talked. While we were having our coffee, I realized that Ümit was the complete opposite of my husband. He was charismatic, handsome, and incredibly likable. He thanked me for the coffee and got up to leave. "Wait, let's leave together. I'm done at the office too!" I said, and we went out together. Since our workplace was a little far from home, I got into my car, but it wouldn't start. Luckily, Ümit hadn't left yet. "Hold on, Nurhan. Let me take a look!" he said. Unfortunately, he couldn't get it started either. "Nurhan, I'll call a tow service. They'll take your car to the repair shop, and I'll drive you home!" he said. Even though it was cold outside, he stayed with me until the tow truck arrived. Finally, the truck came, loaded my car, and Ümit and I headed home in his car. When we arrived at my house, my children were standing at the door. "Mom, we're going to a friend's house and then to a birthday party from there. We'll be home late, so don't worry about us!" they said. Ümit was just about to leave when I insisted. "At least come in for a cup of tea. We're freezing, and we'll call Gül too. She might come over!" I said.

Until that day, I'd only ever thought of Ümit as Gül's husband and my husband's friend. We'd been around each other for years, but we'd never really talked. That day, when we finally had a real conversation, I realized that you could think you knew someone for years without actually knowing them at all. Maybe Ümit wasn't treating me any differently, but something about it felt different to me: he actually listened to me. He responded to what I said, looked me in the eyes, and had a genuine expression on his face when he talked. They were such simple things. But I'd been deprived of them for so long that even ordinary attention felt like it was opening a door inside me that had been shut for years.

We went inside. Ümit called his wife but couldn't reach her. "I can't get hold of Gül. Maybe I should just go..." he said. "No way. I'm not letting you leave without having a cup of tea. Maybe Gül will see that you called and call you back! Go wash your hands or something, and I'll put the tea on," I said, heading into the kitchen. I made the tea and brought it to the table, and we started chatting over our hot tea. We talked about this and that, and for some reason, when I happened to look down at Ümit, I noticed that the front of his trousers was bulging so much that it gave me a strange feeling. I was so affected that I suddenly felt myself getting wet too. After Ümit had three cups of tea, he got up to leave, and I walked him to the door. We shook hands. "Thank you so much, Ümit!" I said. As he held onto my hand, he kissed me on the cheek and said, "Don't mention it, Nurhancığım. Anytime!" He'd kissed my cheek the way you'd kiss a friend, but because I hadn't expected it, I was caught off guard. He realized it too and immediately apologized. "It was just a reflex, honestly. I'm really sorry!" he said.

He was so sweet in that moment that the words just slipped out of my mouth: "It's okay. You don't have to apologize. I wouldn't mind if you kissed my other cheek too." My heart was suddenly pounding, and I didn't even understand why. I didn't even know what I was feeling toward Ümit. Maybe it was simply the shock of receiving attention I hadn't experienced in years. Maybe it was all the longing I'd been carrying inside me for so long. The only thing I knew was that, for the first time, I felt like a woman around a man.

One part of me was screaming, "Stop. You're a married woman." But another part was reminding me of all the feelings I'd kept buried for eighteen years. In those few seconds, I thought about my children, my husband, my marriage, and all the years I'd spent giving up on myself. Then I looked into Ümit's eyes. I still had time to walk away. But a voice inside me was saying that, for the first time in my life, I needed to do something for myself...

Ümit kissed my other cheek too, but this time it was completely different. It felt like his tongue had brushed against me as well. We looked into each other's eyes, and Ümit mischievously said, "Now you kiss me on both cheeks too, and we'll be even!" I kissed him on one cheek, and when I went to kiss the other, he brought his lips to mine. The moment I kissed him on the lips, he suddenly pulled me into his arms and kissed me deeply. We quickly closed the front door and stood there kissing for minutes in the hallway. My God, what a kiss. It felt like he wasn't just kissing me, but completely taking over my senses. At the same time, he held me close and caressed me all over. I was wearing a skirt, not especially short, but he slipped his hand underneath it and started touching me intimately. That was the moment I completely lost myself. At that point, I felt like I would let him do whatever he wanted. He knelt in front of me, lifted my skirt, and began kissing and caressing me intimately. The sensations overwhelmed me in a way I'd never experienced before.

Ümit was very experienced when it came to this. He took my hand and led me to the bedroom. I followed him like a kid who'd just discovered something wonderful. In the bedroom, he undressed down to his underwear, then undressed me completely. He laid me on my back, and while I waited for him to have sex with me, he kept showering me with affection and attention. For what felt like a long time, he kissed and caressed me, making me feel things I'd never felt before. My husband had never shown me that kind of affection; in fact, he had always made intimacy feel cold and unpleasant, and I'd hated it...

But a man like Ümit deserved to be loved in return. Now it was my turn to show him how much I wanted him. As we became more intimate, I realized just how different he was from the man I'd been married to for eighteen years. I had thought my husband's body was large because I'd never known anything else, but being with Ümit made me realize how sheltered I'd been. I was overwhelmed by everything I was experiencing, but I wanted it. When Ümit told me that it was finally time for us to become even closer, I could feel how nervous and excited I was at the same time. "Ümit, please don't hurt me. For eighteen years I've only ever known intimacy with my husband. Be gentle," I told him. He smiled and reassured me, telling me not to be afraid and to trust him.

He pulled me close, kissed my neck, and slowly brought us together. He knew exactly how to make me feel comfortable and wanted. I was nervous, excited, and almost unable to believe that this was really happening to me. Everything about the moment felt completely new. When we finally became intimate, I was overwhelmed by the intensity of it. I was scared at first, but I was also surprised by how much I wanted to let myself go and experience something I'd been missing for so many years. For the first time in my life, I felt completely desired.

When he looked into my eyes and asked, "Are you protected, my love?" there was something so sweet about the way he asked that I almost wanted to say yes even if I wasn't. He held me close, looking into my eyes, and the intimacy of that moment affected me deeply...

When we finally stopped, I realized he still wasn't ready to let the moment end. He held me, kissed me, and continued showing me affection, and I understood that he wanted more. "Ümit, I'm exhausted. That's enough for today. We'll do this another time. From now on, whenever you want me, I'm yours," I told him. He lay beside me and continued holding and caressing me. At some point, I drifted off into a sweet, exhausted sleep. When I opened my eyes again, he was still holding me, kissing me, and making me feel wanted. "Ümit, please, I'm not used to this. You're going to wear me out!" I said. He laughed mischievously and said, "Okay, then let me have you another way." I looked at him, not quite understanding what he meant, but I could tell he wanted to take our intimacy further. I was nervous and tried to pull away, but he held me close, pleading like a child, "Come on, my love. Don't say no. You're everything to me."

How could I say no to Ümit? After eighteen years of marriage, he was the first man who had made me feel truly desired and alive. I turned toward him and said, "Just be gentle. I've never experienced this before, so please don't hurt me." He smiled, reassured me, and took his time. He kept telling me not to make any sudden movements, to relax completely, and to tell him if anything hurt.

At first I was terrified and thought I wouldn't be able to handle it, but I'd already made up my mind that I wanted to experience something completely new with him. The first moments were uncomfortable, but he was patient and gentle. After a while, the discomfort faded, and I started to relax. The experience felt completely different from anything I'd ever known. Before long, I realized I was actually enjoying myself. Ümit eventually couldn't hold back any longer, and afterward he collapsed beside me, exhausted. I was completely overwhelmed by everything that had happened.

We lay there holding each other for a while. Everything had been so beautiful that it felt like a dream, and I had completely lost track of time. I could hear voices downstairs; the children were home. I quickly got up and locked the bedroom door. Since the shower was in the bedroom, we both took a shower and cleaned up. Afterward, I went downstairs to be with the children, but Ümit couldn't leave the room until they had gone to sleep. When I saw him off at the door, he kissed me and said, "Don't deprive me of this anymore." He pulled me close, and I smiled. "It's yours now, my love. Whenever you want, wherever you want, however you want," I told him before saying goodbye.

That night, when I was alone, I couldn't sleep for a long time. The more I thought about what had happened, the more embarrassed I felt, but at the same time, for the first time in years, I genuinely felt alive. I kept asking myself, "What have I done?" But there was another question right beside it: "Why had I never experienced this before?"

Maybe what I'd done wasn't right. Maybe my life would never be the same again. I didn't know. But there was one thing I knew for sure now: for eighteen years, I'd seen myself only as a wife and a mother, and somewhere along the way, I'd forgotten that I was a woman too. Ümit hadn't just shown me what it was like to receive attention from another man; he'd also reminded me of a part of myself I'd forgotten for years.

Yorum Gönder

0 Yorumlar